3 Haziran 2012 Pazar

Yolculuklara çıkmanın heyecanı gibi olamıyor hiçbirşey ..
Bilinmeyene dogru gitmek , keşfetme arzusu var olan tüm herşeyin önüne geçiyor ..
Hayatı çok uzun yaşamış gibi hissediyorum , ta ki yeni bir yolculuk başlayanadek , işte o sırada küçülebiliyor insan yaşça ve bir çocuğun muzur enerjisi dolabiliyor bedenine ..
Rengarenk bir bisiklet alıp , uzuuun bir yolculuğa çıkmak için can atıyorum , bedensel gücümü zorlayarak , aldığım km leri ardımda bırakarak ..

Yaşam devinimde vardır, vücut  içi devinim dışarıda da karşılığını bulmak ister aksi halde bir tezat ve tabiatıyla mutsuzluk oluşur.
Aristo



7 Mayıs 2012 Pazartesi

Lunapark

Sanırım dünyevi olan hersey  çok fazla ağır geliyor insana , neden sırt çantamızı alıp kimseden habersiz yok olamıyoruz diye düşünen çoktur elbet , seyahatte hissetmekten daha hafif hissettiren bir fikir daha olamaz..
Lunaparkta denenilen hızla yukarı çıkıp aşagı indiğin ve aynı esnada takla atabildiğin , gökyüzünde 360 derece her açıda bulunabildiğin, ve aşağıya doğru hissettiğin o lanet olasıca  karnımızdan, midemizden  içimizden kayıp giden boşluk hissi  gibi tuhaf bir his, ve ardından sizi saatlerce güldürebilen bir his aradığımız belki..
çünkü adrenalinle dolu .. 
çünkü insanoğlu adrenaline bağımlı .. böyle bir hormonu ekstrem sporlarda yada lunaparktaki kimilerine göre korkunç görünen aletlerde hissedebilmek , bence bunları sık sık tekrarlamamız gerektiğine hemfikir oluyorum düşündükçe..
Yapılabilicek en iyi meditasyon bence , en iyi uzaklaşma, o an başka hiçbir şey düşünemiyorsunuz, bir insanoğlu daha tanımıyorum, hız treninde takla atarken yaşadığı sorunları düşünüp de aşagı melankolik insin ..
 Keşke hep bir yamaçparaşütünde  geçse hayatımız,  şirin bir uçurtmanın savrulan kuyruğuda olabilir..
Sanırım ondan sonrada rüzgar olmak isterdik, sürekli yönlendirilmek sıkıcı hale gelirdi..
Ne yapmalı ki insanoğlu kendini bulmak için..
Bence önce küçüçük çocuk gibi lunaparkta kaybolmalı ..
 




16 Nisan 2012 Pazartesi

Güneş batsın rakı içelim

Rakı masalarını oldum olası sevmişimdir  bir tekirdağlı olarak , gelgelelim ki hep dertten , hep kederden içilmiştir rakı .. Birkere olsun sevinç nidaları gelmedi kulağıma rakı içilirken .. Hele birde arka fondan kısık duyulan Türksanat müziği .. 
İnsan hep mi özler rakı masasında diye düşündüm , hep mi ah çeker .. Bence rakıya minnet borcumuz var, şimdiye kadar kimlerin ahlarını vahlarını dinlememiştir ki!! Bazen sanki karşılık bekler gibi, ah dili olsa da konuşsa neler derdi acaba .. Belkide suskunluğundandır onun içimizdeki yeri..
Parti içkisi olamamıştır hiçbir zaman rakı , ağır içilir yavaştan , birde rakı içtikçe güzelleşen insanlar vardır ki buna tanık oldum , ondandır sanırım içelim güzelleşelim nakaratları .. Gece boyunca sık sık tekrarlandığından ..
Gece tabiki , en azından gün batımı olmalı ki ,  karanlık hüznü saklasın gözlerden .. 

Ve insanoğlunun ne çok yaşanmışlığı vardır ki rakının kokusunu duymaya görsün ..
Eminim kimse ilk içtiği rakının, kimle ve nerde olduğunu kesinlikle unutmaz . Ve her rakı masasında özlenir hatırlananlar.. Sanki yad etmek için kurulur o masa .. O zaman diliminde değildir  hiçbir zaman rakı içen , geçmiştedir mutlu ve geçmiş olduğunu hatırladıkça hüzünlü.. 
Ama bilinir ki birgün o özlenenlerde olacaktır o masada , şimdide kadehin köşeşi  birde olmayanlar  için masaya vurulur.. Hep bir köşede beklenen ve özlenenler için ..

Hadi afiyet olsun



13 Nisan 2012 Cuma

Bikefest in wien







bir şehirde bisiklet festivaline denk gelirseniz , ya acele edip citybike'lardan kiralayıp kalabalığa karışmalısınız ( eğer kaldıysa :), ya da fotoğraflamalısınız..
ama bir sonrakinde kesinlikle ince tekerlekli o bisikletlerden biriyle kalabalığın arasında olacağımı biliyorum..

10 Nisan 2012 Salı

Uyum icinde duran ayakkabilarim bile gözüme batiyor , cünkü gercekten uyumlu gözüküyorlar , sadece birini giyip cikmak ne kadar abuk kacarsa , kendimi okadar abuk hissediyorum..
Eşi olmayan bir ayakkabi ancak seksek oynarken filan kullanilabilir , zaten tek ayakla yapilabilicek hersey dengesizcedir..
Evet belki birsürü ayakta ayni model ve ayni numaradan bulabilirsin ama eminimki ayagini vurucaktir ya da sana bol gelicektir , cünkü o , sonradan dahil olmustur ki oda eşini baska bir yerde birakmistir , bakalim o seni kabul edicekmi , belki de sana koca ayakli muamelesi yapicaktir .. Artik hicbirsey eski uyum hissini vermeyecektir sana , bunu ya bastan kabul et ya da bir ayagin hep ciplak kalsin , kalsin ki ayagina batan, kanatan herseyde ayaginin ciplakligini unutmamis olursun..
Zamaninda icin kanamis ama kimse görmemis , ayaginin kanamasi bence cokda önemli degil , nasil olsa birileri fark eder ve telasla pansuman yapar ..
Cam kiriklarinin üstünde yürümek belkide disin kanarken , icimdekinin durmasina yardim eder..
Belkide kendine yeni bir cift ayakkabi almaya karar verirsin, kan gövdeyi götürmeden ..
Yada ciplakliginla yasamaya alisirsin ki ciplakligi cok seviyorsundur , yalinlik gibi, sana agirlik yapan hicbirseyi tasimamak gibi ..
Dünyanin 7 harikasini düsün , hicbirinin bir esi yok ve onlar harikalar .. Bence kendilerinide harika hissediyorlar ..
Ama acaba bir esleri olsaydi ve onu kaybetselerdide böyle mi hissederlerdi ??
Muhtemelen restorasyona ihtiyaclari olurdu .. Buda zaman alirdi ..
Zaman.. Hicbirseyi zamana birakamatacak kadar tez canli oldugumdan , tüm yapinin yikilmasini istiyorum , sonrasinda yeni bir yapi insa edilmesini , bunun kumu, cimentosu , tasi benim alanim olmayan konular .. Yapmak ve yikmak keske legolarla oldugu kadar kolay olsaydi ..

31 Mart 2012 Cumartesi

Time is everything






 we can easily  flash back,
and we can almost everything remember,
 takes just 1 second,
but the broken parts
hardly to deal with them..
maybe we can fix it , maybe we can't 

in HUGO

27 Şubat 2012 Pazartesi

Kadın Kokusu

Okuduğum kitapta Claire uzun zaman sonra lise arkadaşıyla buluşmaya giderken düşünüyor; evlilik yüzüğünü artık takmamalı ki o hayvan herifin onu aldattığını artık kabullenebilmeli , 5 aylık ev hapsinden sonra kendi gücünü, kaybettiği kadınlığını biryerlerden bulup çıkarmalı, bebeği Kate için hastalıklı anne imajına bir son vermeli , liseden arkadaşı Laurayla buluşmak için ki bu uzun zamandır insani olarak yaptığı ilk sosyal aktivite , babasından arabasını ödünç istiyor ve Kate'i her 15 dk da bir kontrol etmesi için neredeyse annesini çileden çıkarırcasını emirler yağdırıyor. Kapının önündeki kediler bile Claire 'den daha sosyal , çünkü kediler nankör ve aldatılsalar bile umurlarında olmuyor, keşke insan ilişkileride kedilerin ki kadar umarsızca olabilse diye aklından geçenlere inat kendi insanlığını kanıtlamak istercesine , ben duygusal bir varlığım ve aldatılmamın üzüntüsünü en derinlere kadar yaşayacağım , kapayın çenenizi nankör varlıklar diye haykırıyor . Claire'nin manik depresif hali 5 aydır tüm ev halkının canına tak ettiği halde kimse çıtını çıkaramıyor. Arabaya bindiği an pişman oluyor Claire keşke Kate'i yalnız bırakmasaydım diye ama  dumanaltı ve alkol kokusu için Kate'in daha çok küçük olduğunun farkında . Laurayla buluşucağı bara girerken aklından ne kadar savunmasız olduğu geçiyordu. Sanki yüzüğü onun kalkanıydı ve tüm o arayışlara bir son vermişti, mükemmel bir erkekle birlikteydi artık, hayatı boyunca kendini onun yanında hissettiği kadar kimsenin yanında huzurlu hissetmemişti..
Ama yanılmıştı ..
Peki ya şimdi erkekler yalnız ve yaralanmış kadın kokusunu alabilirler miydi? 

26 Şubat 2012 Pazar

Kokuların getirdiği

Düşünüyorum da koku alamamakta körlük, sağırlık kadar kötü birşey.. Hafızanızdan silindiğini sandığınız bir an beliriverir aniden, kalakalırsınız . 
Kullandığınız bir parfüme ara verdikten sonra tekrar kullanmak gibi.. Soyutça ama yanınızda olmuştur yalnız yapılan şeylerde bile ve şimdi sen unutsanda o sana keyifle hatırlatır o anı. Eşlik ettiği tüm zamana geri götürebilir sizi, sanki o koku sadece o zamana aitmişçesine, yaşadığımız anda kabullenmek biraz zor gelebilir . Şimdiki zamana ancak gelecekte bir yerlerde ait olacağındandır belkide ..
Hep özlediklerimi hatırlatır bana kokular , hiç nefret ettiklerimi değil . Nefretin kokusumu yok yoksa benim nefret ettiğim mi yok bilemedim ama özlediklerim çok olmuş son zamanlarda ..
Ne zaman yeni pişmiş ekmek kokusu alsam ablamla adada  yaptığım bir yaz tatili gelir aklıma .. Bazen kumsalda, bazen barda, bazen sadece rıhtımda oturup boş boş konuşurken sabahlayıverirdik onunla , ve boşalan sokaklarda havanın koyu mavisini görmek ikimizede huzur verirdi .. Gecenin siyahı kaybolurken sanki bizimde yeni günle, burnumuza gelen harika ekmek kokularıyla rotamız hiç değişmezdi :) Çizgifilmlerde kokunun Tom ya da Jerriyi esir alıp ana yemeğe kadar uçarcasına taşıması gibi , fırına girip o kokuyu içime çekmeyeli ne kadar olmuş dedim geçenlerde..
Viyana da erken kalktığım bir sabah , boş bir caddeden yürürken , önünden geçtiğim Anker (fırın ) havanın buz gibi olmasına rağmen beni yazın o buhrani sıcaklığına atıverdi. Sen odaya geç ben belki denize girip öyle gelirim demek istedim ablama  ,hazır çarşaf gibiyken kaçırmamalı..
Yürümeye devam ettim ve yürüdükçe gülümsedim..

10 Ocak 2012 Salı

vienna's day lights

    
spotted bus my best at mariahilfer strasse 
 wien parlement
 wien votiv kirche
 jogging way at prater park
 just one of  them
 weichnachten's preparations
jummy of them^^
 a sweet bus at mariahilfer strasse
 a tree full of hearts
 traditional ^^
 decoration for weichnachten
 liar's cafe^^ at burggasse
 a cottage at mariahilfer strasse  that ı don't know why it is in there actually
 that's one of them very interesting design of shoes store ^^a big mocca machine with shoes .. both of them are satisfy us , ı think so or..
 a street artist ,ı admire all of
 and David Guetta's collections

 circus or like that at parlement
small cottage that's for ticket

vienna's night lights at karsplatz




black and white my image collections