6 Ocak 2017 Cuma

izmirde ki patlama

Ölüm için güzel birşey diyenine rastlamadım hiç, ister hayvan ister insan olsun geride kalanlar için alışılması kabullenilmesi çok güç bir denge. 
Birde hiç tanımadığınız ama hikayesiyle sizin içinizi burkan insanlar var öyle ki etkisinden uzun süre kurtulamayıp yerli yersiz gelen ağlama isteğine engel olamadan dünyayı gözyaşlarının arasında flu görmeye başlarsınız.
Dün otobüste beni merak edip arayan arkadaşlarım olmasa belki patlamadan daha geç haberim olacaktı. Belkide 2 saat önce adliyenin ordan geçmiş olmam hala yaşananları daha da ağırlaştırıyor. Şimdi kim bilir ardında nasıl ağır yürekler bıraktı kahraman polis Fethi Sekin.. Hiç tanımamış olmama rağmen bende herkes gibi oturup ağladım, yürürken ağladım, fotoğrafçıya girip çoğalttırmak için verdiğim fotoğrafları alırken dudağımı ısırıp ağladım, haber videolarını izledikçe ağladım.. 

Yarın havanın çok soğuk olacağını düşünüp eve gelirken gördüğüm kedi için köpek için ağladım.
İş yerinde ki bir ayağı aksayan ama yüzü hep gülen Azim abi 3 yavru köpek için hurdacılar almasın diye nasıl bir barınak yapsam diye o düşünürken ben ağladım, ama içimden ama sesli ama duydular ama görmediler..
Oturdum kendi insanlığıma ağlıyorum. Bugüne kadar ölen insanlar için, yanan çocuklar için, şehit olan askerler için ve ölümün bu kadar çok dillerden düşmediği dünya için ağlıyorum.

Ağlanacak hala nasıl geldiğimize ve hiç bir şeyin tadının tuzunun kalmamasına ağlıyorum.

22 Mayıs 2014 Perşembe

Hediye

Bazen sadece kafamı dağıtmak için supermarkete gidip reyonlarda aptal aptal dolanmayı seviyorum , öyle amaçsızca olduğundan keyif veriyor , hatta yaşlı teyzelerle filan ayak üstü sohbetlere bayılıyorum terapi gibi o an tamamen onlara odaklanabiliyorum , kısa seneryolar yazıp hayatları , karakterleri kısa film gibi gözlerimin önünden geçiveriyor.
Bu akşam tekerlekli sandalyeli , 50 'li yaşlarda ki bir amca bardakların olduğu reyonda durmuş bir şeyleri inceliyordu bende  öylesine geniş ağızlı şarap kadehlerine bakmak için  reyonu geziyordum , sonra bana seslendi ve -bir  yardımcı olabilir misin- derken aramızda bir adımlık mesafe olduğundan hemen yanına doğru ilerledim , camdan şekerlik gibi birşeyi açmamı rica etti , hediye mi olucak dedim , evet karıma alıcam dedi , muzip bir şekilde gülümsedik , onun gümüşlük gibi birşey olduğunu düşünmüş  ancak evde top oynayan yaramaz bir oğlu olduğundan alıp almamakta kararsız kaldı ,bende ona hemen yol üzerindeki başka bir yeri tarif ettim , daha güzel ve farklı şeylerin olabileceği bir yere yönlerdim sadece, mutlu oldu çünkü hediyenin büyüğü küçüğü olmayacağını ve  hediye seçmenin ne kadar zor olduğunu iyi bilirim :) . Karıma alacağım için bayanlardan tavsiye almak gerek dedi ve tekrar muzur gülümsemelerle birbirimize iyi akşamlar dileyerek uzaklaştık.
Hala aklımda neden o amcanın karısına hediye arayışı  ve engelli olmasına rağmen bakışlarında ki o değişik farklı enerji var bilmiyorum. Eve gelip ağlamaya başladım.. Saçma belki ama uzun zamandır hiç ağlamamıştım ve böyle birşey duygu yoğunluğu yaşamama neden oldu.
Anlaşılan fedakarlıklar yaşa bakmıyor hele engellere hiç bakmıyor , mesele sizin hayatınızda size hala o enerjiyi verebilecek birinin olup olmadığı...

26 Mart 2013 Salı

İcimizden avaz avaz

Hep suskunluklarimiz ve susturduklarimiz gün gelir avaz avaz bagirmak ister.. İcimizde kirli bir su birikintisine karisip akmak isteyen o karanlik yan hep gölgesi altinda tutar bizi , biz onu susturmaya calistikca o bogar gölgesiyle ..
Gün isigi bile eskisi gibi gözlerimizi kamastiramaz olur , gölgenin o ağır koyu yani kör etmeye baslamistir bizi..
Oysa ki serbest kalsa , bizi aninda terk edecek ve hafifletecek olan o karanlik illeti ne diye zincirleriz icimize !!
Kendimizi , yüregimizi hafifletmek istiyorsak avaz avaz bagirmamız gerek ..
Bir el gelip agzimizin üzerine konanakadar , bitkin düsüp gücümüz tükenenekadar bagirmak ve en sonunda günesin altinda yeniden gökyüzündeki kuslara bakarken gözlerimizi kirpistirabilmemiz gerek ..

3 Haziran 2012 Pazar

Yolculuklara çıkmanın heyecanı gibi olamıyor hiçbirşey ..
Bilinmeyene dogru gitmek , keşfetme arzusu var olan tüm herşeyin önüne geçiyor ..
Hayatı çok uzun yaşamış gibi hissediyorum , ta ki yeni bir yolculuk başlayanadek , işte o sırada küçülebiliyor insan yaşça ve bir çocuğun muzur enerjisi dolabiliyor bedenine ..
Rengarenk bir bisiklet alıp , uzuuun bir yolculuğa çıkmak için can atıyorum , bedensel gücümü zorlayarak , aldığım km leri ardımda bırakarak ..

Yaşam devinimde vardır, vücut  içi devinim dışarıda da karşılığını bulmak ister aksi halde bir tezat ve tabiatıyla mutsuzluk oluşur.
Aristo



7 Mayıs 2012 Pazartesi

Lunapark

Sanırım dünyevi olan hersey  çok fazla ağır geliyor insana , neden sırt çantamızı alıp kimseden habersiz yok olamıyoruz diye düşünen çoktur elbet , seyahatte hissetmekten daha hafif hissettiren bir fikir daha olamaz..
Lunaparkta denenilen hızla yukarı çıkıp aşagı indiğin ve aynı esnada takla atabildiğin , gökyüzünde 360 derece her açıda bulunabildiğin, ve aşağıya doğru hissettiğin o lanet olasıca  karnımızdan, midemizden  içimizden kayıp giden boşluk hissi  gibi tuhaf bir his, ve ardından sizi saatlerce güldürebilen bir his aradığımız belki..
çünkü adrenalinle dolu .. 
çünkü insanoğlu adrenaline bağımlı .. böyle bir hormonu ekstrem sporlarda yada lunaparktaki kimilerine göre korkunç görünen aletlerde hissedebilmek , bence bunları sık sık tekrarlamamız gerektiğine hemfikir oluyorum düşündükçe..
Yapılabilicek en iyi meditasyon bence , en iyi uzaklaşma, o an başka hiçbir şey düşünemiyorsunuz, bir insanoğlu daha tanımıyorum, hız treninde takla atarken yaşadığı sorunları düşünüp de aşagı melankolik insin ..
 Keşke hep bir yamaçparaşütünde  geçse hayatımız,  şirin bir uçurtmanın savrulan kuyruğuda olabilir..
Sanırım ondan sonrada rüzgar olmak isterdik, sürekli yönlendirilmek sıkıcı hale gelirdi..
Ne yapmalı ki insanoğlu kendini bulmak için..
Bence önce küçüçük çocuk gibi lunaparkta kaybolmalı ..
 




16 Nisan 2012 Pazartesi

Güneş batsın rakı içelim

Rakı masalarını oldum olası sevmişimdir  bir tekirdağlı olarak , gelgelelim ki hep dertten , hep kederden içilmiştir rakı .. Birkere olsun sevinç nidaları gelmedi kulağıma rakı içilirken .. Hele birde arka fondan kısık duyulan Türksanat müziği .. 
İnsan hep mi özler rakı masasında diye düşündüm , hep mi ah çeker .. Bence rakıya minnet borcumuz var, şimdiye kadar kimlerin ahlarını vahlarını dinlememiştir ki!! Bazen sanki karşılık bekler gibi, ah dili olsa da konuşsa neler derdi acaba .. Belkide suskunluğundandır onun içimizdeki yeri..
Parti içkisi olamamıştır hiçbir zaman rakı , ağır içilir yavaştan , birde rakı içtikçe güzelleşen insanlar vardır ki buna tanık oldum , ondandır sanırım içelim güzelleşelim nakaratları .. Gece boyunca sık sık tekrarlandığından ..
Gece tabiki , en azından gün batımı olmalı ki ,  karanlık hüznü saklasın gözlerden .. 

Ve insanoğlunun ne çok yaşanmışlığı vardır ki rakının kokusunu duymaya görsün ..
Eminim kimse ilk içtiği rakının, kimle ve nerde olduğunu kesinlikle unutmaz . Ve her rakı masasında özlenir hatırlananlar.. Sanki yad etmek için kurulur o masa .. O zaman diliminde değildir  hiçbir zaman rakı içen , geçmiştedir mutlu ve geçmiş olduğunu hatırladıkça hüzünlü.. 
Ama bilinir ki birgün o özlenenlerde olacaktır o masada , şimdide kadehin köşeşi  birde olmayanlar  için masaya vurulur.. Hep bir köşede beklenen ve özlenenler için ..

Hadi afiyet olsun