26 Şubat 2012 Pazar

Kokuların getirdiği

Düşünüyorum da koku alamamakta körlük, sağırlık kadar kötü birşey.. Hafızanızdan silindiğini sandığınız bir an beliriverir aniden, kalakalırsınız . 
Kullandığınız bir parfüme ara verdikten sonra tekrar kullanmak gibi.. Soyutça ama yanınızda olmuştur yalnız yapılan şeylerde bile ve şimdi sen unutsanda o sana keyifle hatırlatır o anı. Eşlik ettiği tüm zamana geri götürebilir sizi, sanki o koku sadece o zamana aitmişçesine, yaşadığımız anda kabullenmek biraz zor gelebilir . Şimdiki zamana ancak gelecekte bir yerlerde ait olacağındandır belkide ..
Hep özlediklerimi hatırlatır bana kokular , hiç nefret ettiklerimi değil . Nefretin kokusumu yok yoksa benim nefret ettiğim mi yok bilemedim ama özlediklerim çok olmuş son zamanlarda ..
Ne zaman yeni pişmiş ekmek kokusu alsam ablamla adada  yaptığım bir yaz tatili gelir aklıma .. Bazen kumsalda, bazen barda, bazen sadece rıhtımda oturup boş boş konuşurken sabahlayıverirdik onunla , ve boşalan sokaklarda havanın koyu mavisini görmek ikimizede huzur verirdi .. Gecenin siyahı kaybolurken sanki bizimde yeni günle, burnumuza gelen harika ekmek kokularıyla rotamız hiç değişmezdi :) Çizgifilmlerde kokunun Tom ya da Jerriyi esir alıp ana yemeğe kadar uçarcasına taşıması gibi , fırına girip o kokuyu içime çekmeyeli ne kadar olmuş dedim geçenlerde..
Viyana da erken kalktığım bir sabah , boş bir caddeden yürürken , önünden geçtiğim Anker (fırın ) havanın buz gibi olmasına rağmen beni yazın o buhrani sıcaklığına atıverdi. Sen odaya geç ben belki denize girip öyle gelirim demek istedim ablama  ,hazır çarşaf gibiyken kaçırmamalı..
Yürümeye devam ettim ve yürüdükçe gülümsedim..

3 yorum:

  1. okuduğum an aklıma adada sabahladığımız gün geldi. hatta kokusu bile burnumda, özledim. çok özledim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. adanın diğer ucuna kadar yürümek , o yorgunluk :)) kediyi hatırladım :))

      Sil
  2. Nefretin kokusu...... Düşüneceğim bunu..

    YanıtlaSil